18 Eylül 2011 - 17:07

Tunus ve Mısır ile birlikte başlayan isyan dalgası, Mart ayında Bahreyn’e de sıçramıştı. Ülkede yaklaşık 6 aydır kanlı çatışmalar yaşanıyor. Fakat Bahreyn “Arap baharı”na dahil değil. Çünkü ayaklananlar Şii ancak hükümet Suudi-Amerikan destekli.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Arap coğrafyasında isyan eden ülkelerden bir tanesi de Bahreyn. Ülkede yaklaşık 6 aydır hükümet ile Şii muhalefet arasında kanlı çatışmalar yaşanıyor. Ayaklanma başladıktan birkaç gün sonra ise, Amerikan destekli Suudi askerleri, Sünni hükümete destek olmak için Bahreyn’e çıkartılmıştı. Bahreyn halkının yaşadıkları ise, Batılı medyada yer bulmuyor, dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın da “kapsama alanına” girmiyor.

Gaz bombasından ölümler

Son bir haftada, göstericilerle gerici hükümet arasında meydana gelen çatışmalarda iki kişi gaz bombası sonucu yaşamını yitirdi.

Son ölüm, Cevat Marhun isimli 36 yaşındaki bir yurttaşın gaz bombası sonucu ölümüyle gerçekleşti. Marhun, Ağustos sonunda gaz bombası nedeniyle ölen 14 yaşındaki Ali Cevad Ahmed el-Şeyh’in cenazesinde gaz bombasına maruz kaldı. Şii muhalefetin en önemli örgütü El-Vefak tarafından yapılan açıklamada, Marhun’un “aşırı derecede gaz bombasına maruz kaldığı” için öldüğü belirtildi. Devletin resmi açıklamasında ise, Marhun’un “akut solunum yetmezliği” nedeniyle öldüğü iddia edildi. Bahreyn İnsan Hakları Merkezi’nin (BHRC) ailesinden elde ettiği bilgiye göre ise, Marhun’un böyle bir hastalığı bulunmuyor.

BHRC’nin yaptığı açıklamada, merkeze çok sayıda gaz bombası ile ilgili şikayet geldiği belirtilirken, gazların daha önce beyaz renkte olduğu, ancak şimdilerde siyaha döndüğü savunuluyor. Yeni gazın, göğüste ve deride yanma hissini keskinleştirdiği söyleniyor.

Yaklaşık bir milyonluk Bahreyn’de, iktidara karşı gösteriler başladığı andan bu yana 44 kişinin öldürüldüğü, 1400 kişinin tutuklandığı ve 3600 kişinin işten çıkartıldığı belirtiliyor. Ayrıca, Müslümanların en kutsal mekanları olan Allah’ın evleri olan 43 Şii camisinin de rejim güçleri tarafından “İran’ın kontrolünde” olduğu iddiasıyla tahrip edildi. Fakat camilerdeki “İran etkisi” herhangi bir kanıta dayanmıyor.

Bahreyn neden görmezden geliniyor?

Bahreyn’in Arap coğrafyasındaki önemi, gerici Sünni iktidarın Suudi hanedanlığı ve ABD tarafından stratejik olarak desteklenmesi ve İran’ın Şiiler üzerindeki etkisinin kırılmak istenmesinden ileri geliyor. Arap dünyasındaki çalkantılar sırasında ABD'yi endişelendiren şeylerden bir tanesi de Şii topluluklar ve radikal sünni gruplar arasında İran'ın güç kazanma olasılığıydı.

Olaylarda yer alan aktörlerin yakın zamanda ABD ile ilişkileri, en azından yakın vadede ABD'nin elini kuvvetlendirmiş gibi duruyor. ABD Savunma Bakanı Robert Gates 11-12 Mart'ta Bahreyn'i ziyaret etmişti. Aynı zamanda başkumandan da olan hanedan üyeleri Kral Hamid bin İsa el Halifa ve oğlu veliath prens Salman bin Hamid bin İsa al Halifa ile görüşmeler yapan Gates, "İkisinin de ciddi ve gerçek reformlara inandığına, muhalefetin ise yerinden kalkmayıp hükümetin bütün yükü üstlenmesini beklediğine ikna oldum" diyerek ülkeye arka çıkmıştı. İran hakkında da konuşulduğunu belirttikten sonra Libya'ya da değinerek, hava sahasının kapatılması gündemine ilişkin,"Eğer bizden istenirse bunu gerçekleştirecek kuvvet elimizde mevcut" açıklamasını yapmıştı.

Ayrıca, Bahreyn'de iktidardaki Halifa hanedanı sünni iken nüfusun yüzde 70-75'inin şii kökenli olması dinin her zaman önemli bir yer tuttuğu bölgedeki temel taraflaşma noktası olarak gösteriliyor.

5. filo'nun merkezi

Bahreyn'in başkenti Manama'da konuşlanan ABD'nin 5. filosu bütün çok geniş bir bölgeden sorumlu tutulmuş durumda. 2.5 milyon deniz mili bir alandan ve Kenya'ya kadar uzanan bir coğrafyada yetkili olan 5. filo, bölgede yaptığı operasyonlar ile biliniyor. Askeri üstte daimi olarak 4000 ile 6000 arası askeri personel bulundurulurken tüm bölgede genel olarak 30.000 askerlik bir güç olduğu belirtiliyor. Bahreyn sadece bir stratejik bölge olarak değil "İran'ın siyasal etkisinden korunması gereken bir enerji bölgesi" olarak da Beyaz Saray ve Pentagon için önemli bir ülke konumunda.